Adada Bir Gece: Islay'in Sisli Sabahlarında Viski ile Baş Başa
Islay'e gitmek bir distileri turu değil, bambaşka bir zamana adım atmaktır. Sis henüz kalkmadan, deniz kokusu turba dumanına karışırken, bardaktaki viski adeta konuşmaya başlar.

Bazı yerler fotoğraflarda nasıl görünüyorsa öyle çıkar karşınıza. Islay öyle bir yer değildir. Fotoğraf onu küçültür, düzleştirir, evcilleştirir. Ama siz vapurdan ilk adımı attığınızda, rüzgar ceketinizin içine girdiğinde ve uzaktan bir turba dumanı kokusu burnunuza çarptığında, Islay'in ne demek olduğunu o an anlarsınız. Ben bunu yıllar önce, Ekim ayının ortasında, sabahın yedisinde yaşadım.
Varışın Tadı: Port Ellen İskelesi
CalMac feribotu Kennacraig'den yaklaşık iki saatte Port Ellen'e yanaşır. Bu iki saat bir geçiş ritüeli gibidir. Güverte soğuktur, kahve bardağınız elinizde ısınmaya çalışır ve Hebrides açıklarının donuk gri denizi size bakarak bir şeyler söylemeye çalışır. Ne söylediğini tam kavrayamazsınız ama dinlersiniz.
İskeleye yaklaşırken solda Laphroaig'in beyaz binalarını görürsünüz. Sağda Lagavulin. Biraz ötede, kıyının kıvrımında Ardbeg. Üç distileri, tek bir kıyı şeridinde, birbirinden yürüme mesafesinde. Dünyanın başka hiçbir yerinde bu yoktur.
O sabah feribot geç kalmıştı. Hava kötüydü ama kimse şikâyet etmiyordu. Yanımda oturan İskoçyalı adam, bana bakmadan ama bana hitap ederek şunu söyledi: "İlk kez mi geliyorsun?" Evet dedim. Gülümsedi. Başka bir şey söylemedi. Gerekli de değildi.

Turba, Duman ve Zamanın Yavaşlaması
Islay turbasının kimyası çok yazıldı, çok anlatıldı. Fenol değerleri, PPM ölçümleri, kurutma odalarının yapısı. Bunlar gerçek, bunlar önemli. Ama benim için Islay turbası her şeyden önce bir koku meselesidir. Sabah sekizde, Ardbeg'in arka kapısına yakın, bataklık toprağın üzerinde yürürken aldığım koku hiçbir bardakta tam olarak yakaladığımı söyleyemem. Orada, ayaklarınızın altında, kaynaklarda yaşar.
O gün üç distileriye girdim. Ama artık hangisinin soğuk damıtma odası hangisiydi hatırlamıyorum. Çünkü asıl yaşadığım şey binalar değildi. Ardbeg'in küçük kafesinde biri bana oturduğu tabureyi uzattı, pencereden deniz görünüyordu ve elime verilen bardak soğuktu. İçindeki viski öyle bir şeydi ki ilk yudumun ardından gözlerim kapandı.
Ardbeg Ten Years Old. Yüzde elli iki alkol. Burnumda yanan turba, tuzlu hava, ardından tarçın gibi bir şey. Damağımda önce tütün, sonra limon kabuğu, en sonda uzun uzun süren o duman. Bitmiyordu. Bitmesini istemiyordum.
Lagavulin bambaşka bir sakinliktir. On altı yıllık ekspresyonu daha yavaş açılır, şeriyi hatırlatan bir tatlılık taşır, turbası daha derin ve daha topraktır. Laphroaig Cask Strength ise bütün bunların aksine size yaklaşmaz, sizi kendine çeker. İyot, antiseptik, tuzlu kaya. Sevmek için bir alışkanlık gerektirir. Ya da Islay'e gitmiş olmak.

Akşamın Ritmi: Bowmore ve Bardağın Dibi
Adanın ortasında, Loch Indaal kıyısında küçük bir kasaba durur: Bowmore. Tek bir ana cadde, bir kilise, birkaç dükkan ve ada hayatının odak noktası olan Bowmore Distillery. Distileri 1779'da kurulmuş, bugün hâlâ çalışan en eski Islay damıtmaevlerinden biri. Bu rakam bende garip bir his uyandırır. Tarih burada soyut değildir, somuttur. Duvarların içine işlemiştir, taşların arasında soluk almaktadır.
Akşam kararmadan Harbour Inn'e yerleştim. Odanın penceresi limana bakıyordu. Küçük tekneler suyun üzerinde hafifçe sallanıyordu. Bir kadın sahilde yürüyüş yapıyordu, köpeği onun ilerisinde. Kimse acele etmiyordu.
Barda oturduğumda barmen sormadan bir Bowmore 12 koydu önüme. Bardağa bakarak ne istediğimi anlamıştı galiba. Ya da Islay'e ilk kez gelen her yabancıya aynısını yapıyordu. Her iki ihtimal de güzeldir. Bowmore 12 turbalı ama hafif turbalıdır. İçinde çiçeksi bir yön var, neredeyse lavanta. Deniz tuzu ve bal birlikte gidiyor. O akşam için tam da gereken şeydi bu.
Yanıma bir adam oturdu. Yerel. Arpa yetiştiriyordu, dedi. Bir kısmı distilerilere gidiyordu. Hangisine, diye sordum. Güldü. "Hangisine istersem." O gece onunla çok konuştuk, çok az içtik, çok şey öğrendim. Ada sizi böyle yakalar: beklediğiniz yerde değil, hiç beklemediğiniz anlarda.
Gidişin Ağırlığı
Islay'den ayrılmak tuhaf bir şeydir. Feribota binerken arkanıza dönersiniz, ada yavaşça küçülür, turba dumanı artık kokmaz ama siz hâlâ almaya çalışırsınız. Bu his birkaç gün geçmez. Belki de geçmemesi gerekir.
Islay bir destinasyon değildir, bir hâldir. Oraya viski için gittiğinizi düşünerek gidersiniz. Dönerken, viski orada sadece bir araçmış gibi hissedersiniz. Gerçek şey adanın kendisiydi: sisi, rüzgarı, o bataklık kokusu, iskeleye bağlı tekneler ve size adını bile sormadan bardak uzatan insanlar.
Bunu bir rehberde okuyamazsınız. Bir tadım notunda bulamazsınız. Gitmeniz lazım. Ve gittiğinizde acele etmeyin.
Sık Sorulan Sorular
- Islay'e nasıl gidilir?
- En yaygın yol Glasgow'dan Kennacraig iskelesine arabayla veya otobüsle ulaşmak, oradan CalMac feribotuna binmek. Feribot Port Ellen veya Kennacraig-Port Askaig hattında işler. Yaklaşık iki saatlik bir deniz yolculuğu. Bazı dönemlerde Glasgow Heliport'tan küçük uçaklarla da ulaşmak mümkün.
- Islay'e gitmek için en iyi mevsim hangisi?
- İlkbahar (Nisan-Mayıs) ve erken sonbahar (Eylül-Ekim) tercih edilen dönemler. Mayıs ayında Fèis Ìle, yani Islay Whisky Festivali düzenlenir; bu sırada adada hem büyük bir coşku hem de yoğunluk olur. Ekim'de ise ada daha sakin, hava sert ama romantiktir.
- Islay'deki distileriler ziyaretçilere açık mı?
- Büyük çoğunluğu evet. Ardbeg, Lagavulin, Laphroaig, Bowmore, Bruichladdich, Caol Ila ve diğerleri turlar ve tadım seansları düzenler. Önceden rezervasyon yapmak, özellikle yoğun dönemlerde, kesinlikle tavsiye edilir.
- Bowmore Distillery ne zaman kurulmuş?
- Bowmore, 1779 yılında kurulmuştur. Resmi kayıtlara geçmiş en eski Islay damıtmaevlerinden biridir ve hâlâ aktif olarak üretim yapmaktadır.
- Islay viskilerinin turbası diğer bölgelerden neden farklı?
- Islay'in turba tabakaları denize yakın konumda oluşmuştur; bu nedenle içlerinde yosun ve deniz organizmalarına ait bileşikler bulunur. Bu durum, Islay turbası yakıldığında ortaya çıkan fenol ve tuzlu, iyotlu aroma profiline katkıda bulunur. Kıta İskoçyası veya Highland turbası toprak ve sert karakterdeyken Islay turbası kıyısal, tuzlu ve keskindir.
Kaynaklar
- Bowmore Distillery Official HistoryBowmore Distillery 1779 yılında kurulmuş ve hâlâ aktif olan en eski Islay damıtmaevlerinden biridir.
- Caledonian MacBrayne Ferry TimetablesCalMac feribotu Kennacraig iskelesinden Port Ellen'e yaklaşık iki saatte ulaşır.
İlgili Yazılar

Kavalan: Tayvan'ın Tropikal Ruhundan Damıtılmış Bir Viski Deneyimi
Kavalan, 2005 yılında Tayvan'ın Yilan iline kurulan bir damıtım evinden çıkıp dünyanın en çok konuşulan viski markalarından biri haline geldi. Tropikal iklimin hızlandırdığı olgunlaşma süreciyle damağıma vuran bu Uzak Doğu viskisi, beklentilerimin çok ötesine geçti.

Hakushu: Ormanda Kaybolan Damıtmaevi ve Sessizliğin Damıtılmış Hali
Japonya'nın Güney Alplerinde, çam ormanlarının arasında saklı bir damıtmaevi var. Hakushu'yu diğer tüm single malt'lardan ayıran şey ne tarifi ne de yaşı — sadece o yeşil, nemli, neredeyse dokunulabilir sessizlik.

Şişedeki Japonya Hangisi Gerçek? Japon Viskisinin GI ve Kimlik Savaşı
Japonya'nın viski endüstrisi dünyayı büyülerken, şişelerin üzerindeki 'Japanese Whisky' yazısı her zaman Japonya'da damıtılmış bir şey anlamına gelmiyordu. 2021'de gelen regülasyonlar bir dönüm noktasıydı — ama yeterliydi mi? GI başvurusu, sahte Japon viskisi tartışması ve bir kimlik savaşının perde arkası.